Haberler

Organize İşler 2 Geliyorrr

02 Eki 2018
Film Haberleri
ergin

Organize İşler 2 Geliyorrr

Birçok sinema severi, Türk sinemasının 21. Yüzyıldaki en başarılı yapımlarından biri olan Organize İşler 2 izle filmine büyük bir samimiyet ile bakmasını sağladığı, 2005’te çıkan ilk filminin ardından çok beğenilen eserin oyuncu kadrosunun oldukça kaliteli isimlerden dolayı böylesine bir başarı yakalaması şaşırtmamaktadır. İlk filmin ardından devam filminin çekilmesine karar verilen eser oldukça sevilmiş ve tutulmuştu. Yönetmenliğini ve senaristliğini Yılmaz Erdoğan’ın yaptığı ilk filmin yapımcılığını Necati Akpınar üstlenmişti. Vizontele filminin ardından içerik ve konu başlığı olarak hem aksiyon hem de komedi türünün içine girerek bir tecrübe yaşamak isteyen Erdoğan, bu işin altından başarıyla kalkmayı başarmıştı. İlk filmin ardından tam 13 sene geçti ve Organize İşler devam filmi ile 2019’un başında vizyona girecek.

Filmin Konusu ve Kadrosu

İlk filmi günümüzde adından söz ettiren isimleri kadrosuna katarak çeken Yılmaz Erdoğan ve Necati Akpınar, oldukça zengin bir kadro ile karşımıza çıkmıştı. İlk filmde yer alan Cem Yılmaz’ın bugün Türkiye hatta Dünya çapındaki ününden bahsetmek yersiz olacaktır. Tolga Çevik denildiğinde, akıllara günümüzün en başarılı komedyen ve doğaçlama komedi alanında ülkenin en başarılı isimlerden biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kadın komedyen olarak Türk televizyonlarının en başarılı isimlerinden biri olan Demet Akbağ, yanlarına Vural Çelik, Berrak Tüzünataç, Sarp Apak, Rıza Kocaoğlu gibi birçok dikkat çekici ismi alarak son derece kaliteli bir iş çıkartmışlardı.
Organize İşler 2 sinema çekimi ile kadroyu değiştirdi fakat kalitesi itibariyle yine çok ses getirecek. İlk filmde yer alan Cem Yılmaz ve Tolga Çevik gibi iki başarılı isim belki olmayacak fakat devam filminde birlikte çalışmayı kabul eden isimler de fazlasıyla kaliteli. Demet Akbağ’ın tekrardan rol alacağı filmde Ata Demirer ile Demet Evgar isimleri dikkat çekerken, son zamanlardaki görüşmelerin ardından Kıvanç Tatlıtuğ, Bensu Soral ve Ekin Türkmen de kadroya dahil oldu.
İstanbul’daki kirli ve organize işleri anlatan film, devam eseriyle yine sinema severler tarafından ilgi ve merakla bekleniyor. Yılmaz Erdoğan’ın yönetmen koltuğunda olduğu filmin görüntü yönetmenliğini ise son senelerde oldukça başarılı eserler çıkarmayı başararak Ayla ve Arif v 216 filmlerinde de görev alan Jean Paul Seresin yapacak.

The Punisher Yayın Tarihi Belli Oldu!

22 Kas 2017
Dizi Haberleri
ergin

Netflix kanalının merakla beklenen dizilerinden olan The Punisher yayın tarihi belli oldu. Son yılların popüler oyuncularından olan ve The Walking Dead dizisinde canlandırdığı Shane karakteri ile izleyiciler tarafından benimsenen Jon Bernthal, dizinin başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor.

The Punisher yani Frank Castle ilk olarak Daredevil dizisinin 2. sezonunda karşımıza çıkmıştı. Castle’ın dizide tutulmasından sonra solo olarak izleyici karşısına çıkarılmasına karar verilmiş ve çalışmalara başlanmıştı. Merakla beklenen The Punisher Kasım ayında izleyici ile buluşuyor.

The Punisher Konusu

The Punisher Frank Castle

Netflix kanalında yayınlanan Daredevil dizisinde karşımıza çıkan Frank Castle, ailesi öldürülmüş eski bir askerdir. Ailesinin intikamını almak için her şeyi yapacaktır. Bu sırada sadece kendi ailesine değil yaşadığı şehirdeki masum insanlara zarar veren ve binbir entrika çeviren kötüler ile de mücadele edecektir.

Dizinin oyuncu kadrosunda Jon Bernthal, Deborah Ann Woll, Ben Barnes, Ebon Moss-Bachrach ve Amber Rose Revah gibi isimler yer alıyor.

The Punisher Ne Zaman Başlıyor?

Neflix kanalının yeni fenomen dizisi olmaya aday Marvel imzalı The Punisher 17 Kasım’da 1. sezon ilk bölümüyle izleyicisi ile buluşacak.

Siccin 5’in Vizyon Tarihi Açıklandı

22 Kas 2017
Film Haberleri
ergin

Türkiye’de korku filmleri arasında en popülerler arasında bulunan Siccin, seri filmine dönüşmesinin ardından dahada popülerleşti. Siccin serisinin son filmi olan Siccin 4, 2017 yılında vizyona girmişti. 2017 yılında vizyona giren korku filmleri arasında en iyi açılışı yapan Siccin 4’ün ardından filmin yapımcılarından müjdeli haber geldi. Yerli korku serisi Siccin, 5’inci filmiyle seriyi devam ettirecek.

“Siccin 5″in Vizyon Tarihi

Beyaz perdede tekrar izleyicilere korku dolu anlar yaşatmayı planlayan Siccin 5’in vizyon tarihi açıkladı. Yönetmen koltuğunda yine Alper Mestçi’nin bulunacağı “Siccin 5” filmi, 17 Ağustos 2018 tarihinde Türkiye’de izleyiciler ile buluşacak. Vizyon tarihi belli olan “Siccin 5” filmi, Siccin hayranlarını çok mutlu etti. Sosyal medyada ve forumlarda haber müjdeyle karşılandı.

“Siccin 4” Rekorlar Kırmıştı

Geçtiğimiz yaz ayında vizyona giren “Siccin 4” Türkiye çapında büyük bir beğeni toplamıştı. En çok izlenen korku filmleri arasına giren “Siccin 4”, kadrosuyla dikkatleri çekmişti. Kadrosunda Yasemin Kurttekin, Mirza Metin, Yasemen Büyükağaoğlu, Sebahat Adalar, Merve Ateş, Mana Alkoy, Kıvılcım Kaya, Aslı Selvi, Muhammed Salih Gönültaş ve Adnan Koç gibi isimlerin bulunduğu “Siccin 4” filmi toplamda 117.419 seyircilik açılış rakamıyla birbirinden farklı rekorlar kırmıştı. Siccin serisinin ve Alper Mestçi’nin en çok izlenen filmi olan “Siccin 4”, aynı zamanda Türkiye’de toplam 314 sinemada gösterime girmişti. Türkiye’de en çok sinemada gösterilen korku filmi olmayı da başarmıştı.

“Siccin 5” Oyuncu Kadrosu

Dağıtımını TME Films’in üstleneceği “Siccin 5″in yapımcılığını ise Muhteşem Film üstleniyor. Vizyon tarihi belli olan “Siccin 5″in oyuncu kadrosu ise henüz açıklanmadı. Konuyla ilgili açıklamayı serinin yapımcısı Alper Mestçi’nin yakın zamanda yapması bekleniyor. İddialara göre “Siccin 5” filminin oyuncu kadrosunda çok daha farklı ve popüler oyuncular bulunacak. Aynı zamanda diğer serilerde olan bazı oyuncularında serinin yeni filminin kadrosunda bulunacağı iddiaları kulislerde dolaşıyor. Türkiye’nin en popüler yerli korku film serilerinden birisi olan Siccin’in oyuncu kadrosunun yılbaşı sonrasında netlik kazanması bekleniyor.

7Yüz: Büyük Günahlar İncelemesi

13 Kas 2017
Dizi Haberleri
ergin

Blutv ürettiği orijinal içeriklerle hız kazanmaya devam ediyor. İzleme alışkanlıklarımızın değişmeye başlaması ve televizyon kanallarının maruz kaldığı sansür problemleri izlediğimiz yapımların kalitesini ve hatta keyfini git gide azaltırken online bir platform olarak ortaya çıkan Blutv, Haluk Bilginer, Ali Atay ve Serkan Keskin’li muhteşem kadrosuyla adından uzun süre söz ettiren dizisi Masum ile Türkiye’de yaşayan ancak Türkiye’deki dizilerin kalitesizliği sebebiyle HBO ve Netflix dizilerine yönelen kesim ile ortak bir nokta yakalamış oldu. Bu başarılı girişimin ardından gelen Sahipli ile korku janrında da bir yapım ortaya koyarak tür izleyicisine ulaşmayı hedefleyen Blutv, Sahipli ile çok fazla beklediğini bulamadı diyebiliriz. En nihayetinde Türkiye’de korku janrına bakışın daha farklı olduğu bir gerçek. Ürettiğimiz korku filmlerine baktığımızda -Can Evrenol’u bu akımın dışında tutmak durumundayız- daha ziyade korku unsurunun cin hikayeleriyle ve din bağlantısıyla sağlandığını söyleyebiliriz.

En nihayetinde Blutv, izleyicisine kesinlikle çok şey vadeden bir yapımla yeniden karşımızda: 7Yüz! Açıkçası Blutv’nin gerçekleştirdiği galada izlediğim ilk bölüm üzerinden yorumlarımı sizlerle paylaşmam gerekirse, bizi farklı ve özlediğimiz türde bir yapımın beklediğini söyleyebilirim. Yine çok başarılı bir oyuncu kadrosuyla yola çıkan Blutv, 7Yüz ile yedi ayrı karakterin günahlarıyla, sakladıklarıyla yüzleşme sürecini konu ediyor. Bu yedi karakterler birbirinden ayrı ve bölümler arasında herhangi bir bağlantı bulunmuyor. Bu bakımdan bir antoloji olan 7Yüz, derinlerde saklanan sırlarla yaşanan yüzleşmeyi sunarken, izleyicinin de belli başlı ahlaki değerleri sorgulamasına sebep oluyor. Bunlara ilk bölümü değerlendirirken daha ayrıntılı bir şekilde değiniyor olacağız. Ondan önce 7Yüz’ün mutfağından konuşmak ve nasıl bir yapım olduğunu daha iyi anlamak gerekiyor. Karışık Kaset filmiyle hepimizin yüzünde tatlı bir gülümseme bırakan Tunç Şahin’in projesi olan 7Yüz, dört ayrı yönetmene sahip. Tunç Şahin, ilk filmi Kaygı ile sarsıcı bir iş ortaya koyan Ceylan Özgün Özçelik, Umut Aral ve Alphan Eşeli dizinin farklı bölümlerinin yönetmenliğini gerçekleştirdi. Dizinin bölümleri Tunç Şahin tarafından yazılırken iki bölümün senaryosu ise Derya Yanmış’a ait. BirFilm’in yapımcılığını üstlendiği 7Yüz’ün ilk bölümüne şimdi hep birlikte bir göz atalım.

***Yazının bundan sonrası 7Yüz: Büyük Günahlar bölümü ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

7Yüz: Büyük Günahlar İncelemesi: Derin Bir Ahlaki Sorgulama

İzleyicinin hisleriyle oynayan ve onu bir çıkmazda bırakan yapımları her zaman çok sevmişimdir. İyi ve kötünün, ahlaklı ve ahlaksızın şartlar değiştiğinde nasıl farklı şekil aldığını görebilmek hayata dair muhteşem tespitleri de beraberinde getiren bir deneyim. 7Yüz’ün ilk bölümü bir okul bahçesinde açılıyor. Üç genç kızın kendi arasında sohbetini görüyoruz. Lineer bir zaman akışıyla ilerleyeceğini düşündüğümüz bölüm, Elif’in “kavga çıktı” demesiyle günümüze dönüyor. Birkaç arkadaşın bir araya geldiği bir yeni yıl kutlamasında sabaha karşı yapılan oyunlu sohbetleri bilirsiniz. Küçük oyunlarla başlayan “günahların” ortaya dökülmesi, daha sert hikayelerin aranmaya başlamasıyla umulmadık bir biçimde sonlanır. Bölümün oyuncu kadrosunda Cem Davran, Sinan Tuzcu ve Merve Dizdar’ın önplana çıkıyor yani hikaye aslında onların başından geçiyor. Farklı noktalarda birkaç twistle izleyicisini şaşırtan Büyük Günahlar bölümü,  bağımsız görünen olayları ve hikayeleri bölümün sonunda herhangi bir açık bırakmadan birbirine bağlıyor.

Özellikle Cem Davran’ın muhteşem bir oyunculuk sergilediğinin altını çizmek gerekiyor. Öyle ki, bundan sonra Cem Davran’ı çok daha fazla izleme hissiyatı uyandıran bir bölüm izliyoruz. Çünkü hikaye bizi, karakteri suçlamak ve ona acımak arasında ince bir çizgiye konumlandırıyor ve bu ince çizginin dengesini oturtan en önemli unsur kesinlikle Cem Davran’ın oyunculuğu.

Lise çağındaki iki genç sevgilinin rastgele telefon numarası çevirip eğlenme eylemleri -en azından hikayenin başlangıcında bu şekilde tanımlanıyor- Cem Davran’ın canlandırdığı Aytaç karakterini aramalarının sonrasında bambaşka noktalara evriliyor. 21-22 yaşlarında genç bir kızla konuştuğunu düşünen evli ve iki çocuklu karakterimiz bu telefon konuşmasını cinsel içerikli bir noktaya çeviriyor. Bu konuşmanın kaydını alan Elif, sonrasında kendisini adeta tecavüze uğradığını hissettiği için bir intikam hikayesine dönüştürüyor. -Aslında sondaki twistte anlayacağınız üzere olayın gelişimi çok daha farklı ancak konumuz bu değil.- Sürekli arayarak Aytaç’tan farklı görevleri yerine getirmesini isteyen genç ikili, bu işin peşini bir türlü bırakamıyor ve olaylar trajik bir biçimde sonlanıyor.

Bu noktada 50-60 dakikalık kısa süresinde 7Yüz bizi büyük bir sorgulamanın içine düşürüyor aslında. Bir suçun cezası ne olmalıdır? Evet elimizde 16 yaşında genç bir kızdan cinsel anlamda faydalanan ve kendini tatmin eden bir karakter var ve bu bir suç. Peki bu suçun cezası nedir ve bu ceza kesilirken nerede durulması gerekir? Nerede durulması gerektiği sanırım kişiden kişiye değişecektir ve bu yüzden adalet sistemi ve mahkemeler var. Peki adalet bu konuda her zaman güvenilir mi ya da bu sistem her zaman hak edileni veriyor mu? Elini kolunu sallayarak dışarıda gezen tacizci ve tecavüzcüler ya da haksız yere hapis yatan, suç üstlenen insanların olduğu bir dünyada mutlak bir adaletten bahsetmek o kadar da mümkün değil sanıyorum.

Büyük Günahlar bölümünün en ikircikli yanı, cinsel olarak suistimal edilen Elif’in erkek arkadaşıyla bu suistimalin sonucunda yaşadıklarından kurtulamayan Aytaç’ın intiharı ve küçük yaşlarda babası ölen, ailesi dağılan bir kız çocuğunu yıllar sonra yüzleştirmesi. Bu noktada suçun cezasının ne olması gerektiği sorusu devreye giriyor. Genç bir kızın cinsel anlamda suistimal edilmesinin kabul edilemez olduğunu bir seyirci olarak düşünürken bir yandan da gelişen olaylar ışığında gerçekleşen olayların fazla trajik olduğunu düşünürken bulabiliyorsunuz kendinizi. 7Yüz’ün güzelliği de burada, sizi beklemediğiniz bir sorgulamanın içine çekmesi ve bu sorgulamadan kolay kolay çıkılamayacak oluşu.

Sonuç olarak gerek senaryosuyla gerek teknik ayrıntılarıyla oldukça başarılı bir ilk bölüm izlediğimizi söyleyebilirim. Umarım her bölüm bu ölçüde izleyiciye yaşananları sorgulatacak ve anlatılması zor durumları masaya yatırabilecek şekilde ilerler.

Yol Ayrımı Detaylı incelemesi

13 Kas 2017
Film Haberleri
ergin

Birlikte yer aldıkları Muhsin Bey, Eşkıya ve Gönül Yarası gibi filmlerle gönüllerde taht kuran ve Türkiye Sineması’na ivme kazandıran Yavuz Turgul ve Şener Şen ikilisi; Yol Ayrımı filminde, Av Mevsimi’nden tam 7 yıl sonra yeniden bir araya geliyor. Hal böyle olunca, birlikte çok değerli yapımlara imza atan bu ikiliden klişe tuzaklarına düşmeyen, seyir zevki yüksek bir iş bekliyoruz. Her ne kadar, bir önceki filmleri Av Mevsimi, ikilinin kariyerlerinde gözle görülür bir düşüş olduğunun sinyallerini verse de henüz bazı tespitler yapmak için çok erkendi. Fakat 7 yıl sonra gelinen nokta, bu düşüşün daha sert bir çakılmaya dönüştüğünü kanıtlar nitelikte.

Belki böyle düşündüğüm için aranızda bana kızanlar da olacak; ama tüm bu satırları keyifli bir halde yazmadığımı söylemeliyim. Sinemaya duyduğumuz aşkta pay sahibi olan bir ikilinin geçirdiği negatif yönlü değişime şahit olmak kibirli bir hazdan çok keder duygusuna yol açıyor. Denenmiş yolları deneyen ve hiçbir yenilikçi söylemde bulunmayan; aksine gerçekçilikten çok uzak bir hayalperestlikle işçi sınıfı, prekarya ve tüm sömürülenler adına sistemin çarklarını dinamitleyen bir ‘kahraman’ yaratma girişiminde bulunan ve bizden de böyle bir umuda tutunmamızı isteyen Yol Ayrımı, bugün dizilerde örneğine çokça rastlayacağımız duygu sömürüsünün farklı bir türüne imza atıyor. Bugün hangi kanalı açarsanız açın karşınızda bir örneğini bulabileceğiniz 2.5 saatlik dizilerimiz bu sömürü işini pek becerememiş olsa gerek ki sinemamızı da bir duyar kasma mefhumu aldı. Kahramanlık hikayelerine o kadar çok inandırıldık ki kendi güç potansiyellerimizi bir kenara bırakıp ortalıkta görünmeyen, aşkın bir varlıktan medet umuyoruz ve bu masallara itinayla inanıyoruz. Sinema da bu masalların aktarımı için işlevsel bir araca dönüşüyor, ne yazık.

Yol Ayrımı: “Umut en büyük kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır.”

Zengin ama çok zengin bir işadamının, vahşi bir kapitalistin 180 derece değişerek mağdur ettiği, bir anlık bile umursamadığı, varlıklarını görmezden geldiği çalışanlarının tarafında saf tutacağını, onlar için kendi servetinden ve konforlu hayatından vazgeçeceğini düşünmemizi istemek en açık tabirle umudun tuzağına düşmemizi istemek değil midir? Evet, ‘böyle şeyler ancak filmlerde olur’ tabirini doğrulayan Yol Ayrımı binbir türlü didaktik söylemiyle Nietzsche’den hiç nasibini almamakla eşdeğer bir yol izliyor. En vakur haliyle ne diyordu Nietzsche: “Umut en büyük kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır.” Umudun, fakirin ekmeği olmaktan çıkıp halkın afyonu olarak pazarlandığı bir dünyada sığınak haline dönüşmesi ve kitleleri çaresiz bekleyişlere sürükleyerek eyleme kudretini ve güç istencini ‘aşkın’ bir kahramanın ellerine ve onun iktidarına bırakması sığ bir fanteziden başka bir şey olamaz. Çünkü umut mücadeleden ziyade çaresiz bekleyişlerin sığınağıdır. Marx ve Engels, umuda bel bağlatılarak pasifize edilen işçi sınıfının kurtuluşunun ve refahının sermaye patronlarının vicdanına bırakıldığını görse, sanırım, manifestolarını yeniden yazardı. Bu anlamda, karakter dönüşümlerini sınıfsal ilişkiler ve motivasyonlardan bihaber şekilde, birden bire gerçekleştiren Turgul’un Yol Ayrımı filmi gerçekle bağlantının kesildiği bir tiyatro oyunundan farksız. Bu oyunda sahne alan büyük oyuncuların aşırılığa varan derecedeki teatral performansları ise şok edici cinsten.

Yavuz Turgul’un, İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin mihenk taşı olarak görebileceğimiz Vittoria De Sica imzalı, var olma mücadelesi veren bir işçinin perspektifinden insanlık durumunu gerçekçi bir sinema estetiği ile aktaran Bisiklet Hırsızları filmine göndermeler yaparak sinefil seyirciyi yakalama çabası; ne yazık ki ilk filmini çeken yeniyetme bir yönetmenin düştüğü tuzak gibi görünüyor. Kör göze parmak derecede bisiklet objesi kullanmak daha doğrusu bisikletin ödipal bir metafor olarak sürekli karşımıza çıkması ve nihayetinde metaforun yine filmin içinde tanımlanarak açıklanması seyircinin yok sayıldığı, yalnızca nihai tüketici olduğu pasif bir deneyime dönüşüyor. POV kamera tercihleriyle Mazhar Bey (Şener Şen) ile özdeşleşmemizi isteyen Turgul, onun geçireceği dönüşümlerde seyircinin vicdanından nemalanırken – ‘varoş’ bir mahallede polisle çatışan kitleyle birlikte biber gazı yemek, şiddetli yağan yağmurda ıslanmayı göze almak, arabanın çarpıp kaçtığı bir sokak köpeğini sahiplenmek vb.- son tahlilde Mazhar Bey için çizdiği yolda ilerlememizi, buna inanmamızı ve ona alkış tutmamızı istiyor.

>
Filmizle88
2019 filmleri
film izle
www.fullhdfilmcehennemi3.net